Amsterdam: Red Light ve Uyuşturucu Özgürlüğü

Amsterdam’a ayak bastığınız andan itibaren Dünya’nın hiçbir şehrinde hissetmediğiniz masal adasına düşmüşsünüz hissi bir anda sizi kaplayacak. Yemyeşil parkların, sayısız kanalın bulunduğu; deniz seviyesinin altındaki bu şehir, size hayal edebileceğiniz tüm özgürlükleri sunuyor. Şehrin cinsellikten ve uyuşturucudan bağımsız çok güzel bir ortamı var. Bu yazımız Red Light (Kırmızı Işık) Bölgesi ve şehirde uyuşturucu kullanımının serbest olmasıyla ilgilidir. Bu yazıyı okumak istemeyenler, diğer yazılarımıza göz atabilir veya “Amsterdam’ı yaşanır kılan sebepler” makalemizi yazmamızı bekleyebilir. Ayrıca yazımız, yazıdaki herhangi bir şeyi kullanmayı teşvik edici değil; bir bölgeyi tanıtmak, merak edenlerin merakını giderecek bilgiler sunmak amaçlıdır. 🙂 

amsterdam red light
Gündüz gözüyle Red Light District

Amsterdam, çoğu ülkede gayri resmi sayılan şeylerin yasal olarak yapılabildiği, alınıp satılabildiği bir şehir. Öyle ki diğer Hollanda şehirlerinde bile rahatça yapamayacağınız şeyleri burada görebilirsiniz. Amsterdam’ı detaylıca araştırmamış, sadece kulaktan dolma bilgilerle duymuş biri için bisiklet, uyuşturucu ve erotizm demektir. Fakat şehre geldiğinizde çok daha fazlasını görüyorsunuz. En özet anlamıyla Amsterdam, herkes nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşayabildiği bir şehir.

Eski Amsterdam’dan bir fotoğraf

Amsterdam, Amstel nehri üzerine kurulmuş olan barajın etrafına kurulmuş bir şehirdir. Dam kelimesi baraj anlamına gelmektedir. Yani Amsterdam, Amstel üstüne kurulmuş şehir anlamındadır. Bir benzerini Rotterdam şehrinde de görebilirsiniz. 🙂

Amsterdam Nasıl Özgürlükler Şehri Olmuş?

Amsterdam, refah seviyesinin yüksek olmasını, önemli bir liman şehri olması sayesinde kazanmıştır. 17.yüzyılda Dünya’nın halka açık ilk ticaret şirketi olan Dutch East Indian Co. (Hollandalı Doğu Hint A.Ş.) şehirdeki neredeyse her bireyi inanılmaz zengin hale getirdi.

Şehir gelişmeye başlamadan önce bile eşitlikçi ve özgürlükçü bir şehir olan Amsterdam, zenginleşmeye ve büyümeye başladıkça yabancıların gözbebeği haline geldi. Dini savaşların ve sömürgeciliğin yaygınlaştığı, sonrasında Dünya savaşlarının çıktığı yıllarda bile Amsterdam dini muhalifler için bir kaçış noktası, bir dini muhalifler cenneti halindeydi. İslam ve Hristiyanlıkla yönetilen devletlerin ağır ölüm cezalarından kaçanlar, Portekizli yahudiler ve hatta son dönemde Hitler’den kaçmak zorunda olanlar soluğu Amsterdam’da almış.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra tüm Avrupa’da olduğu gibi sosyal ve kültürel anlamda yeniden toparlanmaya başlayan Amsterdam, uyuşturucu, seks ve ötenazi hakkı gibi kişisel kararlar konusunda hoşgörüyü olabildiğince yüksek seviyede tutmaya devam etmiş.

Oransal Olarak En Büyük Yahudi Soykırımının Yapıldığı Şehir Amsterdam

Bu denli yüksek hoşgörüye sahip Amsterdam şehri, 2. Dünya Savaşı’na kadar 80.000 Yahudi’ye sahip bir şehirdi. Bu hoşgörü Hitler’in dikkatini çekmiş, Yahudi nüfusu da göz önüne alındığında işgal için önemli bir yer olarak görmüş. İşgal sonrası 60.000e yakın Yahudi, yani bir şehirdeki Yahudi nüfusunun %75’i ölmüş. Bu %75’lik oran, bir şehirde yapılan Yahudi soykırımının oransal olarak en yüksek seviyesi.

Şehirdeki Kilisenin, Özgürlüğün Oluşmasındaki Rolü

Avrupa’da birkaç ülke gezdikten sonra Amsterdam’a yolunuz düştüğünde dikkatinizi çekecek noktalardan biri de kiliseye girişlerin ücretli olması ve ya kiliselerde çeşitli sergiler olduğundan sergilerin ücretli olması. Sonuç olarak merkezi ve turistik kiliselere ücretsiz girilememesi. Kuzey Hollanda’da eski yıllardan beri günlük yaşantıda tolerans olmasının en önemli sebeplerinden biri bu kiliseler. Şehir ilk kurulduğu yıllarda çok dindar bir şehirmiş fakat sonrasında hoşgörüsü sebebiyle dini muhalifleri şehre çekmesiyle birlikte; Eski Amsterdam özelinde konuşmak gerekirse; Para = Tolerans, Hoşgörü haline gelmiş.

Şehir kurulurken

Eski Amsterdam’ı Merkez Tren İstasyonu ve bugünkü adıyla Red Light District bölgesini içine alan ve çevresindeki bir kaç mahalleden oluşan küçük bir şehir olarak düşünün. Limana yakın, şehrin girişinde büyük bir kilise var. (Şu an Red Light District’in başlangıcında bulunan kilise) Şehre gelen denizciler bu limanda kaldıkları akşamlarda, şehirde dolaşabilmeleri için belirli bir süreleri oluyor. Şimdi hep beraber 17.yüzyıla, hatta daha öncesine gidelim. Aylardır denizlerde dolaşan, bir sürü erkekle birlikte ağır işlerde çalışıp denizde hayatta kalmaya çalışan denizci bir erkeksiniz. Sonunda ayağınız bir kara parçasına basmış ve burada ne yaparsanız yapın, bir insana zarar verecek bir suç işlemediğiniz sürece her şeyi yapma imkanınız var. Ne yapıyorsunuz? Sizin cevabınız ne olur bilemem ama ben Amsterdam’da olan şeyi söyleyim. Birincisi, esrar sarıp içmek; ikincisi ise hayat kadınlarını bulmak.

Şehirde birkaç saat geçirdikten sonra geminize dönmeniz gerekiyor ama bu şehirde büyük günahlara battınız. Nasıl arınacaksınız? Şehrin niye tam liman girişinde bir kilisenin var olduğu sorunun cevabı da bu şekilde cevaplanmış oluyor. Siz kiliseye bağış yapıp, papazla görüşüyorsunuz ve günahlarınızı çıkarmış olarak geminize binip gidiyorsunuz. Peki papazlar ne zamana kadar mı kiliseyi açık tutup, günah çıkarmak isteyen inananları bekliyor? Cevap : Gemilerine dönen gemicilerin ardından, günah çıkarmaya gelen hayat kadınlarının da kiliseyle olan işleri bitinceye kadar.

Şehirde ne kadar para varsa, kilisenin de o kadar günahlara karşı toleransı varmış kısacası. Günümüzde ise bunca şey şehrin tamamen günahlara batmış, lanetli bir şehir olmasına sebep olmamış. Günlük işlerini huzur içinde yapıp, akşam kendince eğlenebilen; 24 saatini mutlu şekilde tamamlayan insanların şehri Amsterdam. Şehirde en küçük ayrıntı bile insan yararına olacak şekilde düzenlenmiş.

Geçmişten Bugüne Red Light District

Camekan önünde müşterisini bekleyen bir kadın

Günümüzde burası; şehrin en turistik, canlı, neşeli ve biraz da gürültülü bölümü. Uyuşturucu ve para karşılığı ilişki Dünya’nın en eski alışkanlığı ve mesleklerinden biri. Amsterdam’da bir liman kurulmasıyla birlikte kanalların etrafına 1200’e yakın ahşap ev kurularak şehir oluşturuldu. Aslında hiçbir Hollandalı bu bölgeye Red Light District (Kırmızı Işık Bölgesi) demiyor. Amsterdam ilk kurulduğunda suyu tutması için toprak duvarlar örüldü. Bu bölge de “De Wallen” yani duvar olarak isimlendirildi. Red Light bölgesinin daha sonraki gelişiminden ötürüyse duvar kelimesi para karşılığı cinsel ilişki olarak anılmaya başlandı Hollanda’da. Hollanda’da bir edebikelam : “Eğer ücretli seksi anlatmak istiyorsan, duvar kelimesini kullan.

Kırmızı Işık Bölgesi’nde önemli sokak isimlerine iki örnek: Oudezijds Voorburgwal ve Oudezijds Achterburgwal’dır. Gördüğünüz gibi, bu sokak isimleri “wal” ile bitiyor. “Wal” kelimesinin çoğulu ise “wallen”.

Peki Neden Burası Kırmızı Işık ile Anılıyor?

Amsterdam Red Light
Kırmızı ışıklar 🙂

Bu da şehirle ilgili eski bir gelenekten geliyor. Şehre akşam gelen gemiler, sabah yola çıkmak için şehirde dinlenmeyi tercih ediyorlar. Şehirde birkaç saati olan ve hemen bir kadın bulayım telaşına düşen mürettebat için akşam saatlerinde, ellerinde kırmızı camlı fenerler tutan kadınlar şehirde tur atıyor. Bir diğer rivayet, gemicilerin ellerinde kırmızı fenerle gezdikleri fakat ilki bize daha mantıklı geldi. Hangisine inanmak istediğiniz sizin kararınıza kalmış. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise bu durum turistik olarak kullanılmaya başlamış. Bugün Amsterdam’da Red Light sokaklarına yolunuz düşerse içinde bir yatak, banyo ve tuvaletin bulunduğu küçük camekanların içinde kırmızı ışığın yandığı dükkanlar göreceksiniz. Sayısı gündüz az olsa da gece neredeyse tüm camekanların aktif olduğu, kadınların para karşılığı çalıştığı, bugünlerde turistik hale gelmiş bir bölge Red Light District. Mavi ve Siyah ışık bulunan camlar da bulunmakta. Kırmızı ve mavi ışık bir arada yanıyorsa hem erkek hem kadın müşteriyi bir arada kabul ettiğini gösteriyor. Siyah, daha doğrusu mor ışık varsa buradaki çalışan kişi transseksüel bir birey anlamına geliyor.

Red Light’ta kırmızı ışıklı camlar

Ayrıca merak edenler için söyleyelim : 15dk. için €50 🙂 Ayrıca burada çalışan bazı kadınlar, ülke turizmine katkı sağladıkları için aylık maaş da alıyorlarmış.

Hafif Uyuşturucunun Başkenti Amsterdam

Yasal olarak bir kişinin yanında taşıyabileceği esrar miktarı

Amsterdam, çoğu ülkede yasak olan uyuşturucu konusunda da çeşitli özgürlükler sunuyor. Hint kenevirinin (Esrar) ve mantarın (Trüf), belirli miktarlarda kullanımı, satışı ve taşınması serbest. Sokakta gördüğünüz torbacılardan ne olduğunu bilmediğiniz şeyleri almak yerine resmi ve yasal yollarla kontrol altında tutulan coffeshop ve diğer marketlerden ihtiyacı kadar ürünü herkes temin edebiliyor. Ayrıca çeşitli mağazalarda satılan tohumlar ile istediğiniz yerde üretim yapmanız da belirli bir miktara kadar serbest.

Coffeeshop İsmi Nereden Geliyor? Coffee, “Kahve” Demek Değil mi?

İlk CoffeeShop markası The Bulldog

Yıllar önce ülkede hint keneviri satışı ve kullanımı herhangi bir cafe veya barda serbest değilmiş. Herhangi biri bir yerden bulup, herhangi bir barda içebilirmiş ama satışını da açıktan yaptırmak istemiyormuş devlet.

Özetlemek gerekirse, sokakta içmek yasak ama herhangi bir cafe, bar veya evde tüketilebiliyormuş.

Satış için zorlanan torbacılar o zamanlar yaygın olan kahve dükkanlarıyla anlaşıp, ot isteyen müşteriler için dışarıda bekliyor; isteyen müşterilerle beraber içeri girip sanki arkadaşlarıyla içiyormuş gibi bir masaya oturup içiyorlarmış. Devlet, bakmış bu durumun önüne geçemeyecek bir tane kahve dükkanıyla (şu anki ismi Bulldog, ve Amsterdam’da zincir coffeshop haline gelmiş durumda) anlaşmış. Zamanla bu taviz, halkın/diğer kahve dükkanlarının baskıları sonucu istetyen herkesin yasal olarak satılabileceği bir hal almış. Şu anda Amsterdam’da onlarca coffeshop bulunuyor ve esrar kullanıyorsanız içeriye girip parasını ödedikten sonra rahatça kullanabiliyorsunuz. Eğer akşam saatlerinde dışarıdaysanız polislerin ellerinde bile görebilirsiniz. 🙂

Menü 🙂

Eğer uyuşturucu kullanıyorsanız dikkat etmeniz gereken tek şey lisanslı satış alanları dışında sokaktan vs. kimseden alışveriş yapmamak. Gözümüzün önünde bir tane adam öldü, ne kullandığını bilmiyoruz ama tehlikeyi anlatmak için daha fazlasını söylemeye gerek olmadığını düşünüyoruz.

Mantar (Aslında Şu Anki Haliyle Trüf) Nereden Alınır?

trüf

Trüf mantarı, dozuna ve türüne bağlı olarak halüsinojen etkisi olan, uyuşukluk ve keyif veren bir madde. Aslında her uyuşturucu madde gibi zehirli bir mantar. Dozunu abartmak ya da en küçük dozu bile vücutta inanılmaz etkiler yaratabilir, ölüme kadar götürebilir. İnternette ve tanıdığımız insanlarla konuştuğumuzda, Amsterdam ile ilgili sorularda gördüğümüz kadarıyla herkesin merak ettiği bir konu: Amsterdam’da mantar nereden alınmalı? 

Amsterdam’da bir çok hediyelik eşya dükkanı bulunuyor ve ismi hediyelik eşya olmasına rağmen içerisinde çeşit çeşit uyuşturucu madde bulunuyor. Çoğuna girdiğiniz anda içinize güvensizlik duygusu doluyor. İki fotoğraf çekelim, blogumuzda merak edenlere anlatalım diye tanıştığımız insanlara sorduğumuzda bize Azarius ismini verdiler.

Kerkstraat 119’da bulunan Azarius, hem lokasyonu hem de çalışanlarıyla bize oldukça güven verdi. Satın almak için değil, sadece blogumuzda yazmak için birkaç fotoğraf ve biraz bilgi almak istediğimizi söylemiş olmamıza rağmen bize bir müşteriye davrandıklarından daha samimi davrandılar. Amsterdam genelindeki bu tür mağazaları gezdikten sonra söyleyebiliriz ki bir şey satın almak istiyor olsaydık burayı tercih ederdik.

Son Yazılarımızdan Haberdar Ol!

E-MAIL Listemize kayıt olursanız, haftalık yazılarımızdan haberdar olabilirsiniz !

Bir Cevap Yazın